17 Aralık 2011 Cumartesi

17 Aralik...

Dostlar! Ben gidiyorum işte, elveda. Sadr-ı Cihan'a, kendisine tabi olunan emire gidiyorum. Her an O'nun derdiyle yanıyorum. Artık ne olursa olsun gidiyorum, maksadım sadece O ... ~ Hz. Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî (k.s) 


Leyle-i Vuslât'ın Mübarek Olsun Aşkın Menzili..
Şeb-i Arus'undan Hisseyâb Olanlardan Yazsınlar Bizi..
Himmet Eyle, Şefaat Eyle..
Ey Bende-i Resûlullah..
Ey Aşıkân-ı Cemâlullah...

13 Aralık 2011 Salı

Turkish Tea is a bit different...

Evet, Amerikali yazar Katharine Branning son kitabi 'Yes, I Would Love Another Cup of Tea' ile bir anda sanki gonullerimizde ozel bir yere sahip oldu. Ben kendisini daha once duymadim, ancak ozellikle Facebook'ta son gunlerde bir cok kisinin profilinde son cikan kitabi ile ilgili videoyu gorunce ben de yazmak istedim.

Internet biraz arastirma yapinca, kendisinin 30 yildir Turkiye'yi surekli ziyaret ettigini ogrendim. Ayrica Turkiye'nin gonullu elcisi de olmus.

Gecen sene Turkce'ye de cevrilen kitabi yazmasinin esas amacini kendi ulkesinde yasayan insanlarin Turkiye'yi daha iyi anlamalarini ve Turkiye'nin ne kadar bariscil oldugunu gormelerini istemesi olarak acikliyor.

Simdilerde ozellikle sosyal medyada adindan daha cok soz ettirse de anlatimindaki dogalliga kimsenin itiraz edecegini sanmiyorum.


Videoyu izledigimde ben de simdi bir arkadasim karsimda olsaydi da iki cayin belini bukseydik diyesim geldi...

Videoda ne guzel de bahsetmis, cay tek basina icilmez, mutlaka yaninizda biri olmasi lazim. Hz. Mevlana'nin siiri ile de renklendirmis, her ne kadar Hz. Mevlana'yi bir siire sigdiramazsak da, yine ne guzel yazmis da bir kez daha farkli bir yurekten dinleme firsatimiz olmus...

Bugune kadar farkli ulkeleri gezme firsatim oldu, hepsinde de cayimizi ozledim.

Kahvesiz yasamak istemiyorum, benim hayatimin cok onemli bir parcasi, ama guzelim bardaklarimizdaki lezzeti de hic birseye degisemem.

Hele de vatanindan uzak, yalniz olunca bir bardak cayin keyfini paylasmak bile burnunuzda tutuyor.

Ah ahh...

Ozluyorum seni be ulkem... insanini... misafirperverligini... havani... kalabaligini... herseyi cozebilecegini dusunmeni... denizini... yemegini... cayini...

Sanma ki gonderdin beni, hepsini sen kaptin. Yemezler!

Simdi bunun uzerine bir bardak cay ne iyi gider... Afiyet olsun.


11 Aralık 2011 Pazar

sehir...

gunler sonra beklenen kar geldi... aksam merkezde yururken bu senenin ilk karina sahit olduk.

ama cok kisa surdu. hava birden sogudu, heyecanlandik... bakalim, umutla bekliyoruz...

bugun biraz da komikti.. aylar sonra sinemaya gittim.. salon kucuktu, icerisi hinca hinc aileleri ile gelen cocuklarla doluydu. Happy Feet 2'ye gittik.. Hehe :)

film rusca oldugu icin daha da bir ilgincti. yalniz bu sefer gecen seferkine gore daha iyi anladim konusulanlari, mutlu oldum. iyice asina oldum sanirim.

bazen dusunuyorum, ruscayi ingilizceyi ogrendigim gibi ogrenmiyorum galiba. mesela ingilizceyi ogrenirken hep kaliplar halinda ogrenmistik. iste, kac para, saat kac, nereye gidiyorsun, saga don, sola don vs... ama bu sefer ikinci dilimi kaliplarla ogrenmiyorum. o yuzden de kim zaman, ozellikle bir magazaya girdigimde, bazen bocaliyorum. galiba bu dili ogrenirken tamamen akisina birakmisim.

rusca'yi seviyorum. evet, gercekten zor bir dil, mantigima uymayan o kadar cok anlatimi var ki.. yine de hosuma gidiyor.

bugun alisveris merkezinde ilk defa hintli bir aile gordum, fotograf cektiriyorlardi. herkes onlara bakiyordu, gulenleri bile gordum. burasi cok fazla yabancinin yasadigi biryer olmadigi icin gariplerine gidiyor sanirim.

ama ben her gordugum yabanci icin seviniyorum. bu sehrin bu konuda acilima ihtiyaci var. ingilizce konusan gencler var, ama cekiniyorlar. belki bu sayede daha cok genc farkli bir dil ogrenir ve hayatlarinda yasadiklari bazi sikintilari da asabilirler, ozellikle de gecim sikintisi.

dolu dolu bir senem bitti, ikinci senenin icindeyim. bakalim ilerleyen donemlerde daha farkli yabancilarla konusma firsatim olabilecek mi? umarim olur... tabi biraz da memleketten de guzel insanlar gelse hic fena olmayacak :)

hala kafam atik, ama Happy Feet iyi geldi :)

9 Aralık 2011 Cuma

Rolling in the Deep... mi Deep hem de...

Yine asagiya dogru cekiyor birseyler...

Cikmak icin cirpiniyorum..

Kafam cok atik bu aralar..

Sormak gereksiz..

Sadece sessiz kalmak, en guzeli...

Icimde yanan atesi kimseler anlayamaz, ben bile anlayamiyorum...

Boyle sanki midemden yukari dogru bir ates hissediyorum ve butun vucudumu sariyor...

Derin derin nefes aliyorum...

Her nefeste bir kez daha oluyorum ve sonra yine diriliyorum...

Her nefeste bir kez daha sindirmeye calisiyorum...

Bakalim, nereye kadar...

Soru yok, sessizlik, sadece sessizlik...

Sonra yine burdayim.

7 Eylül 2011 Çarşamba

5 Eylül 2011 Pazartesi

Barista salentino sulla Piazza Rossa

http://lagazzettadelmezzogiorno.it/fotoAlbum/index.php?fIDCategoria=890&IDFoto=8963




03-09-2011 | COSTUME & SOCIETÀ

Il salentino Francesco Sanapo, campione italiano di baristi di caffetteria nel 2010 e nel 2011, è volato a Mosca per rappresentare l’eccellenza italiana del settore caffè. È stato infatti scelto dal comitato del Campionato mondiale del Caffè (World Barista Championship), tra i sei esperti di caffè al Mondo come ambasciatore del nostro Paese durante l’annuale Festival Internazionale di Musica Militare «Spasskaya Tower», che si terrà nella Piazza Rossa di Mosca fino al 4 settembre. Con lui, Alejandro Mendez di El Salvador, lo spagnolo Javier Garcia, la russa Olga Melik-Karakozova, lo statunitense Pete Licata ed il greco Stefanos Domatiotis. Questi campioni saranno i primi nella storia a deliziare con caffè speciali, da loro selezionati, un pubblico di oltre 35.000 persone, tra cui celebrità appartenenti al mondo dello spettacolo, della politica e del business elite, e tra cui è atteso anche il primo ministro Putin. Sanapo, salentino d’origine e fiorentino d'adozione, proporrà per l’occasione una miscela speciale per il pubblico russo, un misto di origine colombiana e africana, proveniente dal Ruanda. Con un’ulteriore novità: servirà infatti il «caviale di caffè», una sua creazione di ispirazione molecolare, che, tramite ingredienti assolutamente naturali, trasforma la celebre bevanda in gustose microsfere nere.